Enerji Piyasasında İdari Para Cezalarında Lehe Kanun Hükmünün Uygulanmasına İlişkin Danıştay Kararı

Yazıyı paylaş

Share on facebook
Share on linkedin
Share on twitter
Share on email

Danıştay -13. Daire, 01.10.2020 tarih ve 2020/1599 E, 2020/2379 K-, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu -EPDK- tarafından verilen bir idari para cezasının iptaline ilişkin olarak açılan davada “failin lehine olan kanunun uygulanması” ilkesinin nasıl yorumlanması gerektiğine ilişkin önemli bir karar vermiştir. Bilindiği üzere “failin lehine olan kanunun uygulanması” ilkesi, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanması ve infaz olunması anlamına gelmektedir. Bu sebeple suçtan sonra yürürlüğe giren ve fail lehine hükümler içeren kanun, hükümde ve infaz aşamasında dikkate alınmalıdır.

Danıştay kararının konusunu bayilik lisansı kapsamında faaliyet gösteren davacıya ait akaryakıt istasyonunda fiyat panosu bulundurulmadığından bahisle davacıya 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu m. 19 gereğince 80.106,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin 12.04.2018 tarih ve 7796-21 sayılı Kurul kararının iptal talebidir. Yargılama sürecine bakıldığında; Ankara 6. İdare Mahkemesi 28.03.2019 tarihli ve 2018/1624 E., 2019/705 K. sayılı kararı ile her ne kadar davacı tarafından akaryakıt istasyonunda akaryakıt panosu bulundurmama fiilinin gerçekleştiği sabit olsa da herhangi bir ölçüt gözetilmeksizin mevzuatta öngörülen üst sınırdan idari para cezası verildiğinden bahisle dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Dosyanın istinafa taşınması üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesi tarafından Kurul’un verdiği idari para cezasının ölçülülük ilkesine ve 5015 sayılı Kanunun amacına uygun olduğuna ve bu itibarla yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Danıştay ise aşağıdaki gerekçeler ile İdare Mahkemesi kararını bozmuştur:

  • Danıştay, bozma kararında öncelikle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2008 ve 2019 tarihli kararlarına atıf yapmıştır. Bu kararlarda YCGK, bir suçun uzlaştırma kapsamına girmesi halinde öncelikle uzlaştırma müessesinin işletilmesini zorunlu tutmuştur. Bu aşamadan sonra, diğer bir ifade ile uzlaşma sonucunun olumsuz çıkması halinde önceki ve sonraki ceza hükümlerinin karşılaştırılarak lehe hükmün dikkate alınmasını vurgulamıştır. Dolayısıyla öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesinin de sanık için lehe bir durum olarak görüldüğü anlaşılmaktadır.
  • Danıştay, bu kararında 7164 sayılı Kanun m. 33 ile değiştirilen 5015 sayılı Kanun m. 20 yer alan ihtar müessesinin lehe kanun hükmü teşkil edip etmediğini incelemiştir. Zira kanun değişikliği ile idari para cezası verilmeden önce EPDK’ya ihtar zorunluluğu getirilmektedir. Bu sebeple söz konusu ihtar, ilgili hükmü ihlâl eden kişinin cezalandırılabilmesi için ön şart teşkil ettiğinden dolayı Danıştay, söz konusu kanun değişikliğinin failin lehine olduğu sonucuna ulaşmıştır. Ayrıca Danıştay, ihtarın gereğinin yerine getirilmesi halinde idari para cezası verilemeyecek olması nedeniyle, kanun değişikliğinin doğrudan maddi hukuka yönelik etki ve sonuçlarının bulunduğunun açık olduğunu da vurgulamıştır.
  • Sonuç olarak somut uyuşmazlıkta lehe kanun niteliği taşıyan kuralın davacıya uygulanması zorunluluğu karşısında lehe kanun hükmü dikkate alınarak yeniden karar verilmesi gerektiği Danıştay tarafından kararlaştırılmıştır.

İlgili Danıştay kararının değerlendirmesinde uygulamaya yol göstermesi açısından kısaca şu sonuçlara ulaşmak mümkündür:

  1. Kanun değişikliğinden önce verilen cezalara ilişkin olarak açılmış idari davaların görülmesi esnasında yapılan kanun değişikliklerinin lehe hüküm içermesi halinde söz konusu idari davalarda işbu yeni hükümlerin dikkate alınması gerekir. Sadece ceza miktarlarına ilişkin değil, ihlâle konu davranışın -suçun- mevcut bir müesseseye tabi olması -uzlaşma- veya ihlâl sonrası yeni bir süreç için getirilen müessese de -ihtar, uzlaşma gibi- lehe hüküm olarak kabul edilmesi gerektiği hem Yargıtay hem Danıştay tarafından kararlaştırılmıştır.
  2. Danıştay kararına konu olan uyuşmazlık sonucu çıkan karardaki içtihadi yönün sadece EPDK tarafından verilen idari para cezaları açısından değil; diğer düzenleyici kurullar -Örn. Rekabet Kurulu- tarafından verilen para cezalarında da dikkate alınması gerektiği kanaatindeyiz. Nitekim Haziran 2020’de 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da yapılan değişikliği ile rekabet hukukuna da ilk kez uzlaşma müessesesi getirilmiştir. Bu değişikliğin rekabet ihlâli sonucu idari para cezasının söz konusu olduğu dosyalara ilişkin ve halen derdest olan davalar açısından değerlendirilmesine ilişkin ayrıntılı bir çalışmayı kısa bir süre sonra yayımlayacağız.

Dr. Hamdi PINAR, LL. M.
Av. Betül KILIÇ GİRGİN

 

Paylaşımlardan haberdar olmak için

Yeni yazılar, haberler ve akademik çalışmalar

Benzer Yazılar

MAGNA HUKUK AVUKATLIK & DANIŞMANLIK KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI HUKUKU KAPSAMINDA ÇALIŞAN ADAYI AYDINLATMA METNİ

Magna Hukuk, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (6698 sayılı Kanun) kapsamında kişisel verilerin işlenme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen olarak veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden veri sorumlusu sıfatıyla sorumludur.
       
İşbu metinle temel hak ve özgürlükler ve kişisel verileri korumak; Anayasa’ya, insan haklarına ilişkin taraf olunan uluslararası sözleşmelere ve Kanun ile sair mevzuata uygun veri işleme faaliyetinde bulunmak amacıyla Magna Hukuk tarafından yapılan iş başvuruları doğrultusunda işlenen kişisel verilere ilişkin veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğü kapsamında, çalışan adayı durumunda olan ilgili kişilerin bilgilendirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışan adayları, Magna Hukuk bünyesinde çalışmak için başvuruda bulunmuş avukat, stajyer avukat ve idari personel adaylarıdır.
       
İşbu metin Magna Hukuk Avukatlık & Danışmanlık Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası Metni (Politika Metni) ile açıklanan kavram ve ilkelere uyumlu olarak hazırlanmış olup gerektiğinde güncellenmektedir.