Anayasa Mahkemesi -Mahkeme-, 31.03.2021 tarih ve 31440 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2018/34564 başvuru numaralı Yaşar Çetinbaş kararında, taşınmazın uğradığı zararı ortaya koyma imkânının elinden alınması gerekçesiyle usule ilişkin güvenceler kapsamında mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Mahkemenin anılan kararına konu olayda, başvurucu, maliki olduğu taşınmazın yanına inşa edilen viyadük nedeniyle gürültü kirliliğinin artması, evlere ışık girmesi, manzaranın kapanarak otoyol duvarlarına bakıldığından güneş ışığı alamadığı, sarsıntı nedeniyle duvarların sıva tutmayıp devamlı döküldüğü, bina önünün köprü altı ve otoyol dibine dönüşerek tekinsiz ve güvensiz hale geldiği, bu ve benzer nedenlerle taşınmazda ikamet edilmesi veya taşınmazın kiraya verilmesi imkanının ortadan kalktığı dolayısıyla kullanma ve yararlanma hakkı kısıtlanarak zarara uğradığı, ilk derece mahkemesi ve bölge idare mahkemesi tarafından zararının varlığına ilişkin keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verilerek adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Mahkemeye başvurmuştur.
Mahkeme tarafından yapılan incelemede, derece mahkemelerince keşif ve bilirkişi incelemesi ve taşınmazın zarara uğrayıp uğramadığının tespiti yapılmaksızın dava ret kararı verilmesinin:
- Başvurucunun zararının varlığını mahkemeler önünde ortaya koyma diğer bir deyişle ispatlama imkanını elinden aldığı, bu nedenle mülkiyet hakkının sağladığı usule ilişkin güvencelerden yoksun bırakıldığı,
- Başvurucuya taşınmazının yanına inşa edilen viyadük nedeniyle aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği ve bu müdahalenin kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi bozduğu
sonucuna varılmış ve Anayasa m. 35 hükmüyle güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine oybirliği ile karar verilmiştir.
Mahkemenin işbu kararında da atıf yapılan emsal nitelikli 2016/69236 başvuru numaralı Nazife Başkan kararına konu olayda da başvurucu, maliki olduğu bağımsız bölümün bulunduğu binanın karşısına inşa edilen köprülü kavşak nedeniyle trafik yoğunluğunun, çevre kirliliğinin ve gürültünün arttığını, ulaşımının kısıtlandığını ve taşınmazının manzarasının kapandığını belirtmiştir. Bu nedenlerle taşınmazında meydana gelen değer kaybının tazmini için İdare aleyhine açtığı davada keşif yapılmadan eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilerek adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Mahkemeye başvurmuştur.
Mahkeme tarafından yapılan incelemede, derece mahkemelerince başvurucunun zararının diğer işyeri ve daire sahiplerinden farklı, özel ve olağan dışı bir nitelikte olmadığı belirtilmiş ise de aynı binanın başka bağımsız bölümlerinde yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarında görüntü ve gürültü kirliliğinin artmasından dolayı taşınmazların %10 oranında değer kaybına uğrayacağı tespit edilmiştir. Buna göre başvurucunun kavşak yakınında taşınmazı bulunmayan ve yalnızca kavşağı kullanan kişiler ile eşit şekilde külfet altına sokulduğundan bahsetmenin mümkün olmadığı dolayısıyla başvurucunun diğer taşınmaz maliklerine oranla daha ağır bir külfet altına sokulduğunun göz önünde tutulması gerektiği sonucuna varılarak oybirliği ile Anayasa’nın m. 35 hükmüyle güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Anılan kararların birlikte değerlendirilmesi neticesinde Mahkeme, toplum tarafından yararlanılıp idarenin eylem ve işlemlerinden doğan külfetlerin sadece belli kişi veya kişilerin üstünde kalması durumunda bu kişi veya kişilerin uğradığı zararların, devlete mülkiyet hakkının yüklediği pozitif yükümlülük çerçevesinde, idarenin kusursuz sorumluluğu ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri gereğince kusuru olmasa dahi idarece tazmin edilmesi gerektiğine vurgu yapmıştır.
Karar metninin tamamına ulaşmak için; https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2018/34564

