Okuyacağınız blog yazısının konusunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu –TBK- çerçevesinde eser sözleşmelerinde teslimden önce meydana gelen ayıptan sorumluluk oluşturmaktadır. Bu kapsamda müteahhidin hangi madde hükmüne göre sorumlu olduğu yanında iş sahibinin sahip olduğu haklar ve bu hakların kullanım koşullarından bahsedilecektir.
1. Teslimden Önce Müteahhidin Ayıba Karşı Tekeffül Borcu
Malın teslimden önce ayıplı olması kavramı TBK m.473/2’de açıklanmıştır. Buna göre: “malın meydana getirilmesi sırasında, eserin müteahhidin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa…” müteahhidin asli borcu olan tam ve ayıpsız bir eser tesliminden önceki aşamada da yükümlü olduğu birtakım borçlar vardır. Bunlardan biri de özen borcudur. Özen borcu, müteahhit ile iş sahibi arasındaki güven ilişkisinin sonucudur. Dolayısıyla, müteahhit sözleşmeden doğan borçlarını özenle yerine getirmek ve iş sahibinin menfaatini korumak zorundadır.
İş sahibi, işin yapılması esnasında müteahhidin özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini sürekli olarak denetleyebilir. Eğer bu denetlemeler sırasında bir ayıp meydana geldiğini görürse teslimi bekleyerek müteahhidin ayıba karşı tekeffül borcuna dayanmak zorunda değildir. Örneğin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde müteahhidin imar mevzuatına aykırı inşaata başladığını gören iş sahibi, inşaatın bitimini beklemek zorunda değildir.
2. Eserin Tesliminden Önce Ayıp Meydana Gelmesi Halinde İş Sahibinin Hakları
TBK m.473/2 iş sahibine teslimden önce kullanabileceği birtakım haklar tanımıştır. Yapım İşleri Genel Şartnamesinin –YİGŞ- bazı maddelerinde de müteahhidin eserin devamı sırasında meydana gelen ayıpları düzeltmesi aksi halde iş sahibi tarafından eserin üçüncü kişiye yaptırılacağı düzenlenmiştir. YİGŞ m.16/6’ya göre, “Müteahhit tarafından fen ve sanat kurallarına aykırı olarak kusurlu yapıldıkları anlaşılan iş kısımlarını yıktırıp müteahhide yeniden yaptırmak hususunda yapı denetim görevlisi yetkilidir. Müteahhit, bu konuda kendisine yazılı olarak verilen talimat üzerine, belirlenen süre içinde söz konusu iş kısımlarını ayrıca bir bedel istemeksizin yıkıp yeniden yapmak zorundadır. Bu hususta bir gecikme olursa sorumluluğu müteahhide aittir.”
TBK m.473/2 ile iş sahibine tanınan hakları kullanımı için birtakım şartlar vardır. İlk olarak, müteahhidin eseri meydana getirirken sözleşmeye aykırı davranmış olması gerekir. Madde metninde sözleşmeye aykırılık olarak eserin ayıplı bir şekilde meydana getirilmesinden bahsedilse de bu, tek sebep değildir. Örneğin özen ve sadakat yükümlülüğünün ihlali de sözleşmeye aykırılık teşkil edebilir. İkinci olarak, eserin ayıplı veya sözleşmeye aykırı olacağının açıkça görülüyor olması gerekir. Üçüncü olarak, sözleşmeye aykırılık veya ayıbın, müteahhidin kusurundan ötürü meydana gelmesi ve kusur ile sözleşmeye aykırılık ve ayıp arasında illiyet bağı bulunması gerekir. Kusur müteahhidin kendisinden kaynaklanabileceği gibi yardımcı kişilerin özellikle alt işverenin kusurundan da kaynaklanabilir. Ve son olarak, iş sahibinin bu hakları kullanacağını müteahhide bildirmesi ve işi düzeltmesi için ona bir süre tanıması gerekir.
İş sahibi bizzat süre verebileceği gibi, hakimin de süre tayin etmesini isteyebilir –TBK m.113-. Müteahhit eğer sürenin yetersiz olduğunu düşünürse bunu derhal iş sahibine bildirmelidir, sonradan ileri sürülen bu tür bir iddianın dikkate alınması mümkün değildir. Eğer müteahhit bu hakların kullanılması konusunda yetersiz ve isteksizse böyle bir ihtarda bulunmaya gerek yoktur.
Teslimden önce eserin ayıplı olduğunun anlaşılması halinde TBK m.473/2’ye göre iş sahibinin sahip olduğu haklar verilecek uygun sürede ayıbın veya aykırılığın giderilmesini isteme, aksi takdirde hasar ve masrafları müteahhide ait olmak üzere, onarım veya işe devamı bir üçüncü kişiye bırakmadır.
Bu haklardan biri olan işin üçüncü kişiye yaptırılabilmesi seçeneği için iş sahibinin hakimden izin almasına gerek yoktur. Ancak ileride TBK m.473/2’deki şartların gerçekleşmediği ve verilen sürenin yeterli olmadığı hususunda çıkabilecek olası uyuşmazlıkların önünü kesmek için hakimden izin alınmasında yarar vardır. Mevcut ayıpların bizzat iş sahibi tarafından giderilmesi mümkün değilse veya iş sahibi bunu önceden reddetmiş ise işi bir üçüncü kişiye vermek içim süre verilmesine ihtiyaç yoktur.
Yukarıda bahsedilen iki hal dışında iş sahibi müteahhide ihtarda bulunmadan yahut verdiği süre dolmadan işi üçüncü kişiye verirse artık müteahhitten tazminat isteyemez. Buradaki tazminat iş sahibinin genel hükümlere göre isteyebileceği gecikme tazminatıdır. Tazminat isteme açısından ayıpların giderilip giderilmemesinin bir önemi yoktur.
Madde metninde eserin ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak yapılacağının kesin olması durumunda iş sahibinin, dönme hakkına sahip olup olunmadığından bahsedilmemektedir. İş sahibinin, yalnızca üçüncü kişiye işi yaptırma hakkı olduğundan bahsedilmişken doktrinde iş sahibinin genel hükümlerde yer alan seçimlik haklarını kullanıp kullanamayacağı tartışma konusudur. Baskın savunulan görüşe göre iş sahibi, verilen süre sonunda mutlaka işi bir üçüncü kişiye yaptırmak zorunda değildir. Genel hükümler çerçevesinde sahip olduğu seçimlik hakları kullanabilir ve bunun için yeniden süre tayin etmesine de ihtiyacı yoktur. Bu görüşün altında yatan, eserin ayıplı olacağının anlaşılması üzerine, müteahhide tanınan sürede ayıbı veya sözleşmeye aykırılığı gidermeyerek iş sahibi ile arasındaki güven ilişkisini zedelemiş olma düşüncesidir. Böyle bir durumda taraflar sözleşme ile bağlı kalmak zorunda olmamalıdır.
Özen yükümlülüğünü bu şekilde ihlal eden müteahhidin, verilen süre içerisinde ayıplı olan eseri düzeltmeyeceğinin anlaşılması üzerine iş sahibi sözleşmeden dönebilir. Doktrinde, sözleşmeden dönmenin hukuki niteliği konusunda tartışmalar bulunsa da genel kabule göre dönme geçmişe etkili sonuç doğurur. Yargıtay çoğu bitmiş yapılarda ileriye etkili feshin varlığını kabul eder –Yargıtay 15.HD, 12.12.1997 tarihli, E. 1997/3723 ve K.1997/5352 sayılı kararı-.
TBK m.473/2 hükmünün genel olarak ayıba ilişkin hükümlerle olan ilişkisine bakacak olursak, iş sahibi teslimden önceki ayıp durumunda, ayıba karşı tekeffülden doğan sorumluluğa ilişkin hükümlere başvuramaz. Örneğin ayıba karşı tekeffül durumunda iş sahibinin bedelden indirim isteme hakkı mevcuttur. Fakat söz konusu durumda böyle bir indirim talep etme hakkı yoktur. Çünkü ayıba karşı tekeffül borcundan doğan seçimlik hakların kullanım şartı teslimin gerçekleşmiş olmasıdır.
Av. Doç. Dr. Süleyman YILMAZ
Av. Selva YILMAZ
KAYNAKÇA
EREN, Fikret: Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara, 2017.
ÖZ, Turgut: İnşaat Sözleşmesi ve İlgili Mevzuat, Ankara 2012.
ŞENOCAK, Zarife: Eser Sözleşmesinde Ayıbın Giderilmesini İsteme Hakkı, Ankara 2002.
TANDOĞAN, Haluk: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, İstanbul, 2010.
ZEVKLİLER, Aydın/GÖKYAYLA, K.Emre: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Ankara 2016.

